(12 - kullanıcı oy verdi.)

Her yıl okulların açıldığı hafta İlköğretim Haftası olarak kutlanır. Eylül ayının üçüncü haftasında okullar törenlerle açılır.

Eylül ayı gelince köylerde, kentlerde, ülkemizin her yanında tatlı bir heyecan başlar. Çocuklar okullarına kavuşmanın sevincini yaşarlar. Anne babalar, heyecanlaçocuklarının okul hazırlıklarını yaparlar. Nüfusumuzun beşte biri, coşku içinde okullarında eğitim öğretime başlarlar.

Günümüzde eğitim ve öğretimin anlamı daha iyi anlaşılmıştır. Gelişmiş ülkelerde okuryazar olmayan insan yok gibidir. Gelişmekte olan ülkeler ise herkesi okuryazar yapmak çabası içindedirler. Artık ilköğretimin önemi bütün insanlar tarafından anlaşılmıştır. Kişinin beceriler edinebilmesi, yeteneklerini geliştirebilmesi, toplum yaşamında yerini alması için eğitim görmesi gerekir. İnsanın kişiliğini bulması, yaşamını mutlu kılması eğitim öğretimden geçmesine bağlıdır. Aynı şekilde, bireylerin içinde yaşadıkları topluma katkıları da gördükleri eğitime bağlıdır. Kısacası insanlar zihinsel, ruhsal ve toplumsal gelişmelerini eğitim öğretimle sağlayabilirler.

Kişi ve ulus için önemini belirtmeye çalıştığımız eğitim öğretim, vazgeçilemez bir insan hakkıdır. Bu hak, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 26. maddesinde şöyle ifade edilmiştir:

"1. Herkes, eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından, ilk ve temel eğitim aşamasında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve meslek eğitim herkese açıktır. Yüksek öğrenim, yeteneğe göre herkese eşit olarak sağlanır.

2. Eğitim, insan kişiliğini tam geliştirmeye ve insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olmalıdır. Eğitim, tüm uluslar, ırklar ve dinsel gruplar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu özendirmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışı koruma yolundaki etkinliklerini daha da geliştirmelidir.

3. Ana-babalar, çocuklarına verilecek eğitimi seçmede öncelikle hak sahibidir."

1948 yılında dünya devletlerinin kabul ettiği bu bildirgedeki eğitim öğretim ilkeleri ülkemizde Cumhuriyet Dönemi'nde tümüyle yaşama olanağı bulmuştur.

1982 Anayasası'nın 42. maddesinde "Eğitim ve öğretim hakkı ve ödevi" konusunda şöyle denilmektedir:

"Kimse, eğitim ve öğretim haklarından yoksun bırakılamaz.

Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.

Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.

İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.

Özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak, kanunla düzenlenir.

Devlet, maddi imkanlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.

Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun engellenemez.

Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tabi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarası andlaşma hükümleri saklıdır."

Bugün ülkemizde bu ana amaçlar doğrultusunda yürürlüğe konulmuş yasalar çerçevesinde eğitim öğretim yapılmaktadır.